Önceki yazımda, gün isimlerinin etimolojik kökenleri hakkında konuşmuştuk. Bu yazımda ise arayı fazla açmadan ay isimlerine bakalım.

Ocak

Eski Türkçe “ateş” anlamına gelen “öt” ve sonradan yanına eklenen “çak” kelimesinin birleşimi sonucu oluşan “oçak” kelimesinden türemiştir. Günümüzde kullandığımız “ocak” ise “fırın, ateş yakılan yer” gibi anlamlara gelmektedir. Aynı zamanda 10 Ocak 1945 tarihine kadar ocak ayı için kullanılan Arapça “Al – Kanun” kelimesinin Türkçe karşılığıdır.

Şubat

Dilimize Süryanice “şəbāṭ “sözcüğünden geçen bu ay Süryani takviminde on birinci ve son ay iken, Arapça olan “şubāṭ “ise Rumi takviminde on ikinci aya denk gelmektedir. “Şəbāṭ “kelimesi “dinlenilen gün” anlamına gelmektedir. Bunun sebebi, Anadolu Süryanileri tarımla fazlasıyla uğraşmaktadır ve kışın sonuna denk geldiği için mevsimsel şartlar yüzünden tarım yapılamayan bu ay, dinlenme ayıdır.

Mart

Dilimize olduğu gibi diğer birçok dile Roma Savaş Tanrısı “Martius” adından geçmiştir. Günümüzde hepimiz bu Tanrıyı “Mars” olarak bilmekteyiz.

Nisan

Sümerceden Süryaniceye “Nisag”, Süryaniceden Farsçaya “Nisanna” ve son haliyle Farsçadan dilimize “Nisan” olarak geçmiştir. Kelime anlamı Sümerce “taze mahsul, ilk meyve” gibi anlamlara gelmektedir. Türkçede karşımıza ilk defa Aşık Paşa’nın 1330 yılında yazdığı “Garib-name” adlı eserinde çıkmaktadır.

Mayıs

Mart ayı gibi dilimize yine bir Roma Tanrısından geçen bu ay, Roma Yağmur Tanrıçası Maia’dan gelmektedir. Bu aylarda yağmur yağışının fazla olmasının etkisiyle olsa gerek, Türkçede anlamı “taze, ıslak sığır gübresidir”. Türkçede karşımıza ilk defa yine “Garib-name” adlı eserde çıkmaktadır.

Haziran

 Dilimize, Süryanice “sıcak” anlamına gelen “hazıran” sözcüğünden geçtiği iddia edilse de sözcüğün kökeni tam belli değildir.

Temmuz

Bu sözcük dilimize, Sümer Bereket Tanrısı olan Tammuz’un adından gelmiştir. Bu aya Türkçede “ot ayı” denmektedir. Aynı zamanda Eski Türkçede “cehennem, çok sıcak” gibi anlamlarına gelen “Tamu-z” kelimesi de bir zamanlar kullanılmıştır.

Ağustos

Eskiden “harman ayı” olarak da bilinen bu ay, dilimize Latince “Augustus” sözcüğünden geçmiştir. Türkçede karşımıza ilk kez Piri Reis’in 1521 yılında yazdığı “Kitab-ı Bahriye” adlı eserde çıkmaktadır.

Eylül

Akatçadan Süryaniceye “Elülu”, Süryaniceden Arapçaya “Elül” ve son haliyle Arapçadan dilimize “Aylül” olarak olarak geçen bu ay “hasat festivali yapılan ay” anlamına gelmektedir. Türkçede ilk kullanımı tam olarak belli olmasa da 1500’lü yıllardan önce olduğu düşünülmektedir.

Ekim

Çok yakın bir zamana kadar Teşrinievvel veya Birinci Teşrin olarak bilinen bu ay, 10 Ocak 1945 tarihli yasayla, bu aylarda tarlara bolca ekim yapılması sebebiyle olsa gerek “Ekim” olarak değiştirilmiştir.

Kasım

Ekim ayında olduğu gibi 1945 yasasıyla Teşrinisani olan bu ay “kasım” olarak değiştirildi. Kasımın anlamına gelmeden önce “Teşrin” ne demek onu açıklayalım. Teşrin, TDK Sözlüğüne göre yılın, onuncu ve on birinci adına verilen ortak addır. Sani ise Arapça “ikinci” demektir.

Bu aya neden kasım adı verildiğinden bahsedecek olursak. Kasım, Arapçada “ksm” kökünden gelir ve “bölen, taksim eden” gibi anlamlara gelmektedir. Bir rivayete göre uzun zaman önce Anadolu halkı yılı, kasım ve Hızır günleri olarak ikiye ayırırdı. Hızır günleri, 6 Mayıs’ta başlar ve şu an kasım olarak bildiğimiz aya kadar sürerdi.

Aralık

Hatırlarsanız yazının başında ocak ayı için “Kanun” denildiğinden bahsetmiştim. Bunun etkisiyle 1945 yılına kadar aralık ayına da “Kanunuevvel” yani “ocaktan önceki ay” denilirdi. Bu sözcüğün aralık olarak değiştirilmesinin tam olarak nedeni bilinmese de kasım ile ocak ayı arasına girdiği için bu adın verildiği düşünülmektedir.

Bu yazı hazırlanılırken Nişanyan Sözlükten faydalanılmıştır.