1. Büyük İskenderiye Kütüphanesi’nin Yakılması

İskenderiye Kütüphanesi, İskenderiye’deki Mouseion (Muses) Tapınağı’nın bir parçasıydı. İçinde bulundurduğu eserler paha biçilmez eserler idi.  İçerisinde Asur, Yunanistan, İran, Mısır ve Hindistan’dan gelen birçok dilde yazılmış yarım milyon parşömen bulunmaktaydı. Dünyanın dört bir yanından bilim insanları, Öklid ve Ptolemy dahil olmak üzere okumak ve çalışmak için oraya gittiler. Kütüphane, Büyük İskender’in generali ve Ptolemaic Mısır’ın kurucusu olan Ptolemy I Soter’in yönetimi altında MÖ 283’te inşa edildi.

İskenderiye Kütüphanesi’ni yok eden yangın tartışmalarla gizlendi. Plutarch, Julius Caesar’ın MÖ 48’de şehrin kontrolünü ele geçirmeye çalışırken limanda gemilerini ateşe verdiğinde yangını başlattığını iddia ediyor. Çoğu bilim adamı, Serapeum tapınağında kütüphanenin bir bölümünün ayakta kaldığına ve MÖ 391’de İskenderiye piskoposu Theophilus ve orada bir kilise inşa eden Hristiyan takipçileri tarafından yıkıldığına inanıyor. Her kim yapmış olursa olsun kütüphanenin içinde bulunan paha biçilemez parşömenler sonsuza dek yok oldu.

2. Reichstag Yangını

Reichstag Yangını da tarihi değiştiren yangınlar arasında yer almakta. Kundakçılar, 27 Şubat 1933’te Alman parlamentosunun merkezi olan Reichstag’ı ateşe verdiler. Bir ay önce Reich Şansölyesi olarak isimlendirilen yükselen politikacı Adolf Hitler, yangını komünistlerin başlattığını söyledi.

Burning the Reichstag’ın yazarı ve profesörü Benjamin Hett, “Reichstag yangını Hitler’in iktidarını pekiştirmesi için çok önemliydi. Bu yangın, Reichstag Yangın Kararnamesi olarak gayri fotoğrafı olarak bilinen demokratik Weimar anayasasını parçalayan ve ifade ve toplanma özgürlüğüne, postanın mahremiyetine ve bedava dağıttığı tutuklanmama özgürlüğüne son veren olağanüstü hâl yasası için bir bahane oldu.” dedi.

Çok fazla bilinmeyen ama önemli olan bir şey var. O da kararnamenin, Hitler’in Reich hükümetine, Almanya’nın ‘düzeni sağlamayan’ herhangi bir federal eyaletinin hükümetini devralmasına izin vermesidir. Bazı eyalet hükümetleri Nazilerin kararlı muhaliflerinin elindeydi, bu sebeple bu güç kritikti. Günümüzde hala kundakçıların kimliği tartışılıyor.

3. Büyük New York Yangını

1835’teki büyük yangın, New York’ta bir kolera salgınının ortasında meydana geldi. 1835 senesinin 16 Aralık gecesinde, şehir merkezindeki bir depo alev aldı. Güçlü rüzgarlar alevleri körükledi, 17 şehir bloğunu dümdüz etti ve terebentin depolardan suya sızarken donmuş Doğu Nehri’nin bir kısmını ateşe verdi.

Şehrin su kaynağı, ne yazık ki yıkımı yavaşlatmak için yetersizdi. New York şehrinin nüfusu, Erie Kanalı boyunca yapılan kuvvetli ticaret sayesinde son on senede %60 artmıştı ve uygun sanitasyon ve temiz suya erişim yoktu.

Mayıs 1837’de Croton Su Kemeri’nin inşası yapıldı. Yakında çıkacak olan Manhattan Phoenix’in yazarı Dan Levy, “Günde 12 milyon galon su getirdi, bu da itfaiyecilere alevlerle savaşmak için ihtiyaç duydukları şeyi verdi ve ev sahiplerine ve işyerlerine saf bir kaynak sağladı. Bu yenilik Amerikan su sistemlerinde devrim yarattı ve ülkenin su kemerleri, demiryolları ve kanallarını yaratmaya devam edecek olan tüm Amerikan mühendisleri için bir eğitim alanı haline geldi.” dedi.

4. Büyük Londra Yangını

2020’de yaşanan orman yangınları, bir pandemi sırasında gerçekleşen ilk yangın değildi. Büyük Londra Yangını, kara veba sırasında şehrin içinden geçerek 13.000’den fazla evi yıktı ve 100.000 kişiyi evsiz bıraktı. 1666 senesinin 2-6 Eylül tarihleri ​​arasında yangın, şehrin çoğunu yıktı ve Aziz Paul Katedrali gibi ikonik binalara zarar verdi. İnsanlar taşıyabildikleri kadar çok eşya alıp kaçtılar, bu insanlar içinde geceliği ile sabahın 4’ünde telaş içinde kaçan günlük yazarı Samuel Pepys de vardı ve yaşananları şu kelimelerle anlattı: “Tanrım! Caddeler ve yollar kaçan insanlarla ve eşya taşıyan at arabalarıyla dolu.”

Londra’nın yeniden inşası 30 seneden fazla sürdü, ancak Christopher Wren’in şehir planlaması, yangının değiştirdiği dar sokakların ve ahşap binaların yerini alan şehrin taş binalarında ve daha geniş sokaklarında bugün hala görülebiliyor. Büyük Londra Yangını ayrıca, yepyeni iki endüstriyi doğurdu: Modern gayrimenkul sigortası ve itfaiye teşkilatları.

5. Büyük Chicago Yangını

Tarihi değiştiren yangınlar arasında yer alan Büyük Chicago Yangını, 1871 senesinin 8-10 Ekim tarihlerinde yaşandı. Bu yangında 300 kişi öldü ve 90.000’den fazla kişi evsiz kaldı. Şehrin üçte biri yıkıldı.

Yangının ardından meydana gelen “Yeniden Büyük İnşa”, Chicago’yu iş dünyası için yeni ve kuvvetli bir merkez haline getirdi. Topluluğa 10 milyon dolardan fazla bağış yapıldı. Smith, “Buna kısa süre sonra büyük miktarda sermaye yatırımı eşlik etti. Chicago’nun Amerikan hinterlandının doğal kaynakları ile tahıl, et ve çok çeşitli diğer emtia ve mallar için tüketici iştahları arasındaki hayati konumu sebebiyle, Doğu ve Avrupa, yeniden inşasını yüksek bir öncelik ve yatırımcılar için sağlam bir yatırım haline getirdi. Yangın, ABD’deki karşı konulmaz modernite gücünün vücut bulmuş hali olarak Chicago imajı için kritik bir hal aldı.” dedi.

6. Cleveland Cuyahoga Nehri Yangını

John D. Rockefeller’in ilk petrol rafinerisi, Cuyahoga Nehri ile beslenen bir akarsu kısmına inşa edildi. Rockefeller’ın Standart Yağı nehre benzin dökerken, nehir hemde Cleveland’ın kanalizasyonu olarak da kullanılıyordu. Nehir, 1868 ile 1952 arasında dokuz kez yandı.

1969 Cuyahoga Nehri yangınına toplumun tepkisi, 1970 Ulusal Çevre Politikası Yasası ile başladı. Ardından 1972 Temiz Su Yasası, 1972 Amerika-Kanada Büyük Göller Su Kalitesi Anlaşması ve 1973 Nesli Tükenmekte Olan Türler Yasası gibi mevzuatlar oluşturuldu. Cuyahoga Nehri yangını, tarihi değiştiren yangınlar arasında önemli bir konuma sahip oldu.

7. Triangle Gömlek Fabrikası Yangını

25 Mart 1911’deki Triangle Gömlek Fabrikası Yangını, New York’un Greenwich Köyü’ndeki Asch binasında mahsur kalan Triangle Bel Şirketi’nin 146 çalışanının ölümüne neden oldu. Birçoğu binadan aşağı atladı veya kilitli çıkışlarda sürüler halinde hayatını kaybetti. Görgü tanığı Frances Perkins “Binadan atlayan herkes öldü. Bu korkunç bir manzaraydı.” dedi. Kurbanların çoğu, çok daha iyi bir hayat umudu ile ABD’ye gelen genç bayanlar ve göçmenlerdi.

Yangın, işçileri birleştirdi ve olay üzerine toplumun tepkisi, ulusal hükümeti işçileri korumak için harekete geçmeye zorladı ve yeni işyeri güvenlik yasalarına yol açtı. Perkins o kadar öfkeliydi ki, hayatını işçi haklarını savunmaya adadı. Fabrika Araştırma Komisyonu’nun kurulmasına yardım etti ve daha sonraları Franklin D. Roosevelt’in Çalışma Bakanı oldu ve ABD’deki çalışma ortamını değiştirdi.

Not: Bu yazıda kullanılan bilgiler, History web sitesinin kaynaklarından yararlanılarak yazılmıştır.