Sosyalizm Nedir?

Kapitalizme tepki olarak ortaya çıkan Sosyalizm; özel mülkiyet yerine kolektif mülkiyetin hâkim olması, toplumsal sınıfın ortadan kaldırılması, tarım ve üretim araçlarının kamu yararına hizmet etmesi, proletaryanın (işçi sınıfının) da yönetime katılması vb. görüşleri savunan ve bütün bu görüşleri doğrultusunda tarım, eğitim, sağlık ve vergi reformları üzerinde yoğunlaşan, siyasi yönden çok ekonomik yöne odaklanan bir düşüncedir.

Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

Platonun eserlerinde bile karşımıza çıkan Sosyalizm düşüncesi, yıllar boyunca farklı düşünürler tarafından dile getirilmiş olsa da 19.yy’a kadar sistematik bir şekilde ele alınmamış ve ismi konulmamıştır.

Peki, ilk ne zaman Sosyalizm denilmiş? Diye soracak olursanız. Sosyalizm kavramı ilk kez 1827’de yine başka bir Sosyalist kuramcı olan Robert Owen’ın takipçilerini adlandırmak için kullanılmıştır.

Ne Zaman Sistematik Olarak Ele Alınmıştır?

Sanayi Devriminden sonra dünyada artan fabrikalaşma ve işçi açığı, toprağa bağlı olan kölelerin (Serflerin) topraklarını terk edip, kente göç etmesine ve yeni bir işçi sınıfının (Proletaryanın) oluşmasına yol açmıştır. Bunun sonucunda oluşan bu yeni sınıfın talep ettiği haklar, yüzyıllardır ortalıkta dolaşan bir düşüncenin sistematik hale gelmesine ve yeni bir düşüncenin ortaya çıkmasına yol açtı. Bu zamana kadar Saint Simon, Charles Fourier ve Robert Owen gibi isimler tarafından ütopik bir şekilde savunulsa bu düşünceye son halini veren ve günümüzde bildiğimiz haline getiren kişi Alman düşünür Karl Marx olmuştur.

Karl Marx ve Bilimsel Sosyalizm (Marksizm)

Kendisinden önceki Sosyalizm düşünürlerini ütopik olarak nitelendiren Marx, Fransız Sosyalizmini, Alman felsefesini, İngiliz siyasal düşüncesini bir araya getirdi ve kendi deyimiyle “Hegel’in felsefesini düzelterek” kendi somut Sosyalizm düşüncesini oluşturdu ve buna Bilimsel Sosyalizm (Marksizm) adını verdi. Tabi burada Marx üzerinden anlatıyor olsam da bütün bunları yaparken yanında olan ve daha sonralarda da yanında olacak ve Marx’ın düşüncelerinin yayılmasına yardımcı olacak olan Friedrich Engels’i unutmamak gerek.

Bilimsel Sosyalizmin ne olduğuna gelecek olursak. Marx, öncekilerin aksine Sosyalizme somut bir biçim kazandırmış ve hatta bu da yetmez gibi Sosyalist düzen kurulduktan sonra ne olması gerektiğini de planlamıştır. Marx’a göre Sosyalizm, Kapitalizm ile Komünizm arasındaki köprüdür.

Sosyalizmde sıkça dile getirilen bir yanlış bilgi ise devletin olmadığıdır. Sanılanın aksine devletin olmadığı düşünce Sosyalizm değil, Komünizmdir.  

Sosyalizmde ise toplum yararına hareket etmek şartıyla üretim araçlarına sahip olan güç her zaman devlettir. Tahmin edebileceğiniz gibi Marx’ın Sosyalizmi de toplumsal sınıfları reddeder ve eşit bir toplumu öngörür. Özel mülkiyet sahibi olmak mümkün olsa da asıl istenilen ve yaygın durumda olan mülkiyet türü, kolektif mülkiyettir.

Başta dediğimiz gibi siyasi yönden çok ekonomik yönle ilgilenen Sosyalizm, üretici gücü emek olarak kabul eder ve herkesin gösterdiği emek kadar karşılık alması gerektiğini savunur. Bunun yanında devlet yönetiminde tek siyasi partinin hakim olmasını ve bu partinin bütün üretim, sağlık ve eğitim amaçlarını kamu yararı doğrultusunda kullanması gerektiğini söyler.

Bütün bu öngörü ve kabuller sonucunda Marx’a göre kurulan bu Sosyalist düzen yıkılacak ve yerini önce Proletarya Diktatörlüğüne daha sonra ise Komünist düzene bırakacaktır. Böylece devletsiz, sınıfsız bir toplum oluşacaktır. Bildiğiniz gibi Marx’ın oluşturduğu bu düzen başta Sovyetler Birliği olmak üzere çeşitli ülkelerde denenmiş olsa da Sosyalizmi aşıp tam anlamıyla Komünizme ulaşamamış ve Kapitalist düzen karşısında ayakta duramayıp teker teker yıkılmış veya deforme olmuştur.