Bu yazımda sizlere, Osmanlı İmparatorluğunda Sanayi Devriminin neden etkili olamadığını ve Sanayi Devriminin çıktığı ortamı anlatmaya çalıştım. Okumaya başlamadan önce dikkat etmeniz gereken nokta, bunun oldukça kısaltılmış bir özet yazısı olduğudur. Konu ilginizi çektiyse bu yazı size az gelecektir. Daha detaylı bilgi için çeşitli kaynaklardan okuma yapmanız gerekmektedir. Lafı daha fazla uzatmadan, iyi okumalar dilerim.

Sanayi Devriminin Ortaya Çıkışı, Gelişimi ve Osmanlı

1771 yılında, Richard Arkwright adında bir mucit, İngiltere’nin Debyshire kentinde patentini almış olduğu makine ile üretim yapabilen ilk pamuklu dokuma fabrikasını açmıştı. Yapmış olduğu bu hareket, İngiltere’de başlayacak olan “Fabrika Çağı” nın habercisi olarak kabul ediliyordu. 1781 yılında ise James Watt, Newcomen’in icat etmiş olduğu tek pistonlu ve buhar gücüyle çalışan motorunu geliştirerek Sanayi Devriminin en büyük adımlarından birisini atmıştır.

Makineleşmede artan gelişmeler sonucunda Sanayi Devrimi 18.yüzyılda İngiltere’de başlayıp Avrupa ve Amerika’ya yayılmış ve hem üretim kültürünün hem de sosyal hayatın değişmesine sebep olmuştur. Bu devrimle birlikte Avrupa’da kırsal alandan kente olan göçler artmış ve bunun sonucunda işçi sınıfı ortaya çıkmıştır. Batı dünyası Sanayi Devrimini yaşarken, aynı yüzyılda Osmanlı ise bu gelişmelere ayak uyduramıyordu. Bunun temel sebeplerinden biri, Sanayi Devriminden çok önce gerçekleşen coğrafi keşiflerdir.

Coğrafi keşifler sonucunda keşfedilen yeni ticaret yolları, Osmanlı’nın kontrolünde olan Baharat ve İpek ticaret yollarının önemini yitirmesine yol açmıştır. Osmanlı ekonomisinde önemli bir yere sahip olan gümrük ve ticaret gelirlerinin azalması Osmanlı açısından korkunç bir durumdu. Bunun yanında yeni bulunan kıtadan Avrupa’ya taşınan altın ve gümüşler de zaman içinde enflasyon dalgalarının oluşmasına neden olarak zaten ticaret yollarından gelen gelirin azalmasıyla zayıflamış olan Osmanlı ekonomisini iyice yıpratmış ve devleti güçsüz bir durumda bırakmıştı. Ekonominin zayıflaması ve çeşitli olumsuz gelişmeler sonucu Osmanlı; kendi iç siyasetindeki siyasi, ekonomik, toplumsal sorunlarla baş etmeye çalışmaktan Avrupa’da gerçekleşen yeni gelişmelere gereken özeni gösterememiştir.

Sanayi Devrimine Genel Bir Bakış

Sanayi Devrimi, çeşitli makinelerin icadı sonucu oluşmuş bir mekanikleşme devridir. Artan makineleşmeyle birlikte fabrika, seri üretim, üretim maliyeti ve üretilen mal da artmış ve böylelikle daha önce birçok ürüne sahip olamayan sıradan halk da bu ürünleri elde edebilir hale gelmişti.

Bu dönemde lokomotiflere buharlı makine eklenmesi sonucu daha önce taşınamayan yükler taşınabilmeye ve gidecekleri yere daha kısa sürede gidebilmeye başlamış ve böylelikle Sanayi Devrimi’nin ortaya çıkması kaçınılmaz bir hale gelmiştir. Yine bu dönemde mekanik gelişmelerin yanında sanayi, ticaret ve lojistik alanında gelişmeler yaşanması sonucunda bağlantılı bir şekilde tarımsal alanda da gelişmeler yaşanmıştır. Böylelikle gıda üretimi ve nüfus da artmış ve bir tüketici sınıfı oluşmaya başlamıştır. Ulaşımın kolaylaşması sonucu üretilen gıda ürünleri de daha fazla kişiye ulaşmış ve tarımsal üretimde uzmanlaşma ortaya çıkmıştır.

Tarım alanında ortaya çıkan gelişmeler doğrultusunda, taşıma ve satış işlemlerini yapan ticaret sektöründe de gelişmeler yaşanmıştır ve ürünler daha büyük kitlelere ulaşmıştır. Bu sayede, kötü bir hasat zamanı geçiren bir çiftçinin zarar etmesi ve aç kalması son bulmuştur. Böylelikle Batı Avrupa’ da kentsel ve kırsal alanlar daha gözle görülür bir duruma gelmiştir.

Bütün bu gelişmeler sonucu insanların ekonomi anlayışında da önemli değişmeler meydana gelmiş ve modern bilim üretim sürecinde kullanılır hale gelmiştir. Bunun yanında sınırlı ekonomik amaçlar yerine ulusal ve uluslararası amaçlar için üretim yapılması gerektiği anlayışı ortaya çıkmıştır. Böylelikle aile şirketleri yerine yeni kurumlar ve toplumsal sınıflar oluşmuştur.

Sanayi Devrimi Öncesinde Osmanlı’nın Ekonomik ve Sosyal Yapısı

Osmanlı İmparatorluğu’nun ekonomik yapısına bakıldığında işgücü ve sermaye açısından zayıf, büyük çoğunluğu toprak ve tarıma bağlı faaliyetler sayesinde karşılanan bir ekonomik yapı görülmektedir. Fakat devletin asıl gelir kaynağı tarımla kısıtlı değildir. Savaşlarda elde edilen ganimetler, dış ticaretten alınan gümrük vergileri ve savaşta kullanılması için işlenen madenler devletin asıl gelir kaynakları arasındadır. 16.yüzyıl ortalarına kadar verimliliğini sürdüren tımar sistemi sayesinde devlet hem vergisini topluyor hem askerini yetiştiriyor hem de tarımsal üretimi kendi isteği doğrultusunda manipüle edebiliyordu ve devlet dışında bir gücün üretim birikimi yapması engellenmiş oluyordu. Bunun yanında Lonca teşkilatları sayesinde tüccarların, ürünlerin ve fiyatların belirlenmesi de kontrol altına alınmış oluyordu. Fakat 16.yüzyılın ortalarından sonra tımar sisteminde bozulmalar yaşanmış ve tımar yerine “iltizam sistemi” hakim duruma geçmeye başlamıştır. Bu sisteme göre bir toprağın yıllık vergisi bir kişiden peşin bir şekilde alınıyor ve daha sonrasında o toprağın vergi hakkı o kişiye bırakılıyordu. Bu sistem yüzünden daha sonralarda yeniliklere karşı çıkacak olan Ayan adı verilen feodal beyler oluşmuştur.

Neden Osmanlı’da Etkili Olamadı?

Araştırmacıların çoğuna göre Osmanlı’nın geri kalma nedeni, oluşmakta olan yeni dünya düzenine yabancı kalmasıdır. Yani, dönemin dünya ekonomisine ayak uyduramamış ve milli bir burjuva oluşturamamıştır. Bu ekonomik çöküşün ardından da siyasal çöküş gelmiştir. Bu başarısızlığın nedenlerine bakarsak ilk olarak, Avrupa’da tarımsal verimlilik ve çeşitliliğin artması sonucu nüfus da artarken, Osmanlı’da ise tarım çok ilkel ve yetersiz kalmaktaydı. Bunun yanında çiftçilere bindirilen vergi yükü, topraklarını yerel güçlere kaybetmelerine ve tarımsal verimliliğin düşmesine yol açıyordu. Devlet de ekonomisini kalkındırmanın yolunu tarımla değil savaşla kazanılacak yeni topraklarla görmekteydi. Bunun yanında hem toplumsal yapı hem de devlet yapısı yeni değişikliklere çoğunlukla karşı çıktığı için İngiltere’deki gibi rekabetçi bir piyasa oluşamamış ve ekonomik bir dönüşüm yaşanamamıştır.

Coğrafi keşifler ile yeni kıta ve ticaret yolları bulan Avrupa tonlarca gümüş ve altını Avrupa’ya taşırken, Osmanlı daha Akdeniz’deki ticaretini garanti edemiyordu. Bunun sonucunda Avrupa adım adım öne geçerken Osmanlı’da Avrupa’dan gelen enflasyon dalgası sayesinde adım adım geri düşmekteydi.

Düşünsel alanda ise İstanbul’un fethinden sonra İtalya’ya kaçan bilim adamları sayesinde Rönesans ortaya çıkmış ve Avrupa, her geçen yıl bilimsel devriminin etkisini artırarak gelişmiştir. Aynı dönemlerde Osmanlı’da ise bu gelişmelere eş değer bir gelişme yaşanamamıştır. Bir diğer durum ise, Sanayi Devriminin başladığı yer olan İngiltere’de kapitalizme hoş bakıldığı için özel mülkiyet artırılırken, aynı dönemde Osmanlı’da toprakların yüzde doksanı padişaha aitti. Bu da yerli burjuva oluşmamasının en önemli nedenlerinden biridir.

Son sebeplerden biri ise, doğal kaynakların yetersizliği ve coğrafi faktörlerdir. Sanayi Devriminin İngiltere’de çıkmasının ve İngiltere ekonomisinin diğer ülkelerin ekonomisinden daha iyi olmasının sebeplerinden biri, İngiltere’nin kömür açısından çok zengin topraklara sahip olması sonucu üretebildiği enerji miktarıdır. Osmanlı’da ise doğal kaynaklar yetersiz ve düşük kalitede olduğu gibi yer şekilleri de etkili bir maden ve taşımacılık faaliyetine engel olduğu için hem enerji üretimi yetersiz kalmış hem de tüccarlar uzun mesafelere verimli bir şekilde ürün taşıyamamıştır.

Tarih ile ilgili yazılar ilginizi çekiyorsa, Rum ve Rumi kavramları üzerine yazdığım yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

5 thoughts on “Sanayi Devrimi Nedir? Neden Osmanlı’da Etkili Olamamıştır?”

Comments are closed.