Bir önceki yazımda okuma alışkanlığı kazanmanın yollarından bahsetmiştim. Hazır konusu açılmışken, hepsini buraya tek tek yazamayacak olsam da belirli bir sıralama yapmadan, ölmeden önce mutlaka okumanız gereken bazı kitapları önermek istedim. Şimdiden iyi okumalar dilerim.

Paulo Coelho – Simyacı

Santiago’nun gece uykusunda gördüğü bir rüya sonucunda Mısır Piramitlerine giden yolculuğunu ve bunun yanında kişisel menkıbesini arayışını anlatan bu kitap, hem okuma alışkanlığı kazanmanıza yardımcı olacak güzellikte bir masalsı hikayeyi okumanızı sağlayacak, hem de Santiago ile birlikte kendi içsel yolculuğunuzda kişisel menkıbenizi aramanızı sağlayacaktır.

Paulo Coelho – Veronika Ölmek İstiyor

Yazar, çoğunlukla Simyacı romanıyla tanınıyor olsa da en az onun kadar başarılı olan bu romanı ne yazık ki hak ettiği değeri görmemiştir. İntihar etmeye çalışan bir kızın akıl hastanesinde uyanmasının ardından sadece birkaç gün ömrünün kaldığını öğrenmesiyle hayata bakış açısının nasıl değiştiğini ustalıkla bize anlatan bu eseri de mutlaka okumalısınız.

Halil Cibran – Ermiş

İncecik bir kitap olmasına rağmen derin anlamlar içeren bu kitap içinde süregelen belirli bir hikaye barındırmamasına rağmen önermeden geçmek istemedik. Konusuna gelirsek, El Mustafa adında halk tarafından sevilen biri 12 yıl ardından kaldığı şehirden ayrılmaya karar verir. Bunun üzerine halk, gitmeden önce onlara öğütler vermesini ister ve El Mustafa da evliliğe, aşka, çocuklara, sevince, kedere ve daha birçok konuya dair öğütler verir. Yalnızca oradaki halkın değil bizim de kulak vermemiz gereken bu öğütleri mutlaka okumalısınız.

David Leviathan – Her Gün

Her gün farklı bir beden ve cinsiyetin içinde uyanan bir ruhun bizlere göre sıra dışı ona göre olağan hayatı bir gün bir kıza aşık olmasıyla değişir ve artık hayatına bir amaç eklenir. Daha önce büyük ihtimalle hiç duymadığınız fakat okuyunca kendinizi içinden alamayacağınız bu muhteşem eseri mutlaka okumalısınız.  

George Orwell – 1984

Distopya denildiğinde akla ilk gelen eserlerden biri olan 1984 kitabında; düşünmenin sorgulamanın, sevmenin, birey olmanın yasaklandığı bir baskı toplumu başarılı bir şekilde bize aktarılmaktadır. İçinizi karartacak derecede gerçekçi olan bu romanda ana karakterimiz Winston ile sisteme baş kaldırabilecek misiniz?

George Orwell – Hayvan Çiftliği

George Orwell demişken, Hayvan Çiftliğinin adını anmazsak olmazdı. 1984 kitabında yeterince içimizi karartan George Orwell bu kitabında bizlere, hayvanların bir çiftlikte devrim yapmaları ve yönetimi ele geçirerek kendi yönetimlerini oluşturmaları üzerinden sistem eleştirisi yapar ve eşitliğin teoride ne kadar mantıklı olsa da pratiğe geçince hiç de öyle uygulanmadığını muazzam bir dille anlatır.

Lev Tolstoy – Ivan Ilyiç’in Ölümü

Hayatı boyunca makam ve mevki peşinde koşmuş, bu uğurda bir sürü tanıdık edinmiş olan karakterimizin bir gün aldığı yara sonucu ölümün pençesine düşmesi sonucunda etrafındaki insanların ona karşı olan sevgisinin gerçekliğini, kazandığı itibarın önemini sorgulamasını ve ölümü yavaş yavaş kabullenişini anlatan bu başyapıtı hayatınız boyunca okumalı ve ders çıkarmalısınız.

Grigory Petrov – Beyaz Zambaklar Ülkesinde

Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk tarafından çok beğenilen ve ilk defa onun zamanında Türkçeye çevrilerek müfredata sokulan bu kitap, yıllardır İsveç hakimiyeti yaşayan Finlandiyalıların önce bir grup aydın öncülüğünde başlayan daha sonralarda ise ülke geneline yayılan eğitim, politika ve diğer alanlarda yaşanan kalkınmasını anlatır.

Sabahattin Ali – Kürk Mantolu Madonna

Her ne kadar günümüz televizyonlarında yanlış anlaşılmasıyla ve popüler kültürün elinde reklam olmasıyla gündeme gelmiş olsa da içinde çok güzel ve derin bir hikaye barındıran bir kitaptır. Bu kitabımızda, babasının isteği üzerine iş eğitimi almak için Berlin’e giden Rauf Efendinin bir sanat galerisinde gördüğü “Kürk Mantolu Madonna” tablosunu çok beğenmesi ve bununla başlayan bir aşk hikayesini konu alırken, insanlığa ve kişilere bakış biçimlerimize karşı oldukça doğru ve yerinde aforizmalar sunar.

Sabahattin Ali – İçimizdeki Şeytan

Sabahattin Ali denilince bir tane romanını anlatıp geçmek olmazdı. Kürk Mantolu Madonna’nın ne yazık ki kötü bir şekilde reklam olmasıyla gölgede kalan eserlerinden biri olan bu kitapta Sabahattin Ali, iki gencin vapurda ilk görüşte birbirlerine aşık olmasıyla başlayan ve içimizdeki acizlik, tembellik duygusunu iliklerimize kadar hissettiren bir hikayeyi anlatır. Aynı zamanda, arka planında döneminin bazı edebiyatçılarına eleştiriler barındıran bu kitap ne yazık ki Sabahattin Ali’nin başına dertler açmış ve sonunu hazırlamıştır.

Sabahattin Ali – Kuyucaklı Yusuf

Köyünü eşkıyaların basması sonucu anne ve babasını kaybeden Yusuf’un kaymakam tarafından evlat edinilmesini ve devamında kaymakamın kızı olan Muazzez ile yaşadığı aşk ve bunun etrafında gelişen sorunlar üzerinden toplumun sorunlu yönlerini eleştiren bu kitabı da Sabahattin Ali’nin diğer iki romanıyla birlikte mutlaka okumalısınız.

İhsan Oktay Anar – Puslu Kıtalar Atlası

Anlatması oldukça zor ve Türk Edebiyatında alışık olunmayan bir şekilde yazılmış olan bu kitap, Uzun İhsan Efendini görmüş olduğu düşleriyle oluşturduğu dünya atlasının oğlu Bünyamin’e yol göstermesi sonucu yaşanan olayları ve bununla birlikte iç içe geçmiş yan hikayeleri anlatarak sizi masalsı bir dünyaya götürecektir.

Antoine de Saint-Exupery – Küçük Prens

Birçoğumuz küçükken bu kitabı okumuş olsak ve çocuk kitabı olduğunu düşünsek de her yaşta tekrar okunduğunda farklı anlamlar çıkarılabilecek bir kitaptır. İnsanların büyüdükçe içindeki çocuğu kaybetmemesini ve yaptığı yanlışları anlatan bu kitabı daha önce okuduysanız bile tekrardan okumanızı tavsiye ediyoruz.

Amin Maalouf – Semerkant

Ömer Hayyam’ın hayatı ve yazdıklarının yanında İran tarihi, Melikşah, Nizamülmülk ve Hasan Sabbah gibi ilgi çekici olguların bulunduğu bu kitap ilk bölümünde Ömer Hayyam’ın yazdıklarını kitap haline getirerek tanınması etrafında gelişen olayları anlatırken ikinci bölümde Benjamin Omer adındaki bir Ömer Hayyam hayranının bu rubaileri araştırmasını anlatır.

Vladimir Bartol – Fedailerin Kalesi Alamut

Semerkant kitabı ile arka arkaya okunması gereken bir kitap olan Alamut kitabında karşımıza yine Semerkant kitabındaki karakterler çıkıyor fakat bu kitapta farklı olarak Hasan Sabbah ağırlıklı, oldukça sürükleyici ve ilgi çekici olan bir hikayeye tanık oluyoruz.

Lev Tolstoy – İnsan Ne İle Yaşar?

 İçinde birden çok kısa hikaye barındıran bu kitapta Tolstoy; yaşamın anlamı, amacı, yaratılış amacı, insanın huyları gibi birçok konuda herkesin okuyup ders alması gereken hikayelerini bizlerle buluşturuyor.

Cengiz Aytmatov – Beyaz Gemi

Anne ve babası tarafından terk edilen ve dedesinin yanında yaşayan bir çocuğun psikolojisini, sembolik olarak beyaz gemi ile bütünleşen babasına kavuşma hayali ve özlemlerini anlatan bu kitabı Aytmatov’un diğer kitapları gibi mutlaka okumalısınız.

Yaşar Kemal – İnce Memed

Hepimiz büyük ihtimalle İnce Memed’i duymuşuzdur fakat okumamışızdır. Yaşar Kemal’in en çok bilinen eseri olan bu 4 ciltlik kitapta; Anadolu halkının cahil bırakılması, ağa düzenine başkaldırı harika bir şekilde kurgulanarak bizlerle buluşuyor. Daha fazla detay vermeden sizleri bu kitabı okumaya davet ediyoruz.

Dostoyevski – Suç ve Ceza

Böyle bir liste yapıp da Suç ve Cezayı yazmasak hem Dostoyevski’ye hem de Raskolnikov’a çok ayıp etmiş olurduk. Başyapıt haline gelmiş olan bir kitapta Raskolnikov’un işlediği bir cinayetten önceki ve sonraki ruh halini ve onun iç hesaplaşmalarına tanık oluyoruz. Okurken sık sık durup düşünmenize ve sorgulamanıza sebep olacak olan bu başyapıtı defalarca kez okumanızı öneririz.

N.H. Kleinbaum – Ölü Ozanlar Derneği

Hem liseleri hem de aileleri tarafından sıkı bir disiplinle yetiştirilen gençlerin hayatı, okullarına yeni gelen edebiyat öğretmeniyle birlikte değişir ve ölü ozanlar derneği adlı oluşumu tekrardan gizlice oluşturarak bir süreliğine bu baskıcı sistemden kaçarlar. İlk bakışta konu böyle sığ gözükse de aslında hem eğitim sisteminin hem de ailelerin katı disiplininin çocuklarda nasıl bir etki bıraktığı konusunda çok güzel bir eleştiri hikayesi olma niteliğini de taşımaktadır. Hem çocuğu olanlar hem de henüz genç olanlar kesinlikle okumalıdır.

Kitapları beğendim ama okuma alışkanlığım yok diyorsanız. Sizleri “Kitap Okuma Alışkanlığı Kazanmak İçin Yapılması Gerekenler” adlı yazımı okumaya davet ediyorum.