1- Tomris Hatun

Tomris Hatun; M.Ö 6. Yüzyılda yaşadığı tahmin edilen İskit (Saka) kraliçesidir. Kocası öldüğünde Sakaların başına geçmiştir. Hayatı efsaneleşen Tomri Hatun’un dönemin kuvvetli devletlerinden Ahameniş İmparatorluğu ile mücadele ettiği bilinmektedir. İsminin Temir yani Demir kelimesinden türediği iddia edilmektedir. Bir başka efsanevi Türk lideri Alper Tunga’nın torunu olduğu Sakalar’ın Anası ünvanını taşıdığı da rivayetler arasındadır. Ahameniş hükümdarı Kiros bu durumdan Tomris Hatun’a kendisiyle evlenmesi şartıyla barış teklif eder. Tomris Hatun teklifi reddedince Pers ordusu Sakaların üzerine yürür. Savaşta Sakalar Acemleri yenmeyi başarmıştır. Efsanelere göre; Tomris Hatun oğlunun katili Kiros’un kellesini kılıcıyla koparmış ve içi kan dolu bir fıçıya atarak “Hayatında kan içmeye doyamamıştın, şimdi doya doya iç!” demiştir.

2- Cleopatra

Kleopatra M.Ö. 69 yılında İskenderiye’de doğmuş bir Mısır kraliçesi. Babasının ölümü üzerine kendisinden 8 yaş küçük kardeşi ile evlendirilerek tahta çıkmıştır. Bir süre sonra kardeşi tarafından sürgüne gönderilen Kleopatra, Sezar’ın gücünü arkasına alarak tekrardan gücü ele geçirip, kardeşini boğdurarak tahta tekrar geçmiştir.  “Bana karşı zafer kazandırtmayacağım” sözüyle kadın gücünün canlı örneklerinden biri olmuştur. 9 dil bilen Kraliçe Kleopatra, Roma İmparatoru Sezar ile birlik olup bütün dünyada hüküm sürmeyi hayal ediyordu. Ancak İmparator Sezar ölünce bu hedefine ulaşamadı ve 39 yaşında zehir içerek yaşamına son verdi.

3- Rahibe Teresa

1910 senesinde henüz Osmanlı’dan kopmamış olan Arnavutluk’ta doğmuştur. Asıl adı Agnes Gonca Boyacı’dır. Rahibe Teresa, Hindistan vatandaşıdır. 1979’da nobel barış ödülü ile onurlandırılmıştır. Bütün aile mirasını Kalküta’da açtığı barınakta açları doyurarak tüketmiştir. Ölümünden sonra kilise tarafından aziz ilan edilmiştir. Hareketini dernekleştirdiği senelerde inancını sorgulamaya başladığı günlüklerine yansımıştır. Sadece kendi elleriyle 30.000 kişiyi ölmekten kurtardığı rivayet edilir.

4- Hürrem Sultan

Asıl adı Alexandra Lisowska olan Hürrem Sultan, Osmanlı padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman’ın nikahlı eşi ve akıl danışmanlarından biriydi. Hürrem Sultan, günümüzde Ukrayna olarak bilinen topraklarda doğdu. Genç yaşlarda kaçırıldı ve İstanbul’a köle olarak getirildi. Burada padişahın haremine seçildi. Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman’ı o kadar etkilemişti ki bir ilki başardı. 200 senedir hiçbir Osmanlı Sultanı resmi nikah yapmamıştı. Hürrem Sultan Kanuniyi resmi nikah kıymaya ikna etmiş ve hanedanın ilk resmi nikahlı cariyesi olarak tarihe geçmiştir. Sadece bu sebepten ötürü bile Osmanlı İmparatorluğu tarihinin en etkili ve güçlü kadınlarından biri olarak göstermek hiç de yanlış olmaz diye düşünüyorum.

5- Marie Curie

Bilim adına pek çok önemli başarılar elde eden Marie Curie dünyaca ünlü Polonya asıllı kimyager ve fizikçidir. Radyoaktivite üzerine yaptığı çalışmalarla beraber iki ayrı alan üzerinden Nobel Ödülü alan tek bilim insanıdır ve radyoloji bilimini kurdu. Dahası, Radyum elementini keşfetti. Kadın olduğu gerekçesiyle bir süre üniversiteye kabul edilmedi. Sonrasında, Avrupa’nın en iyi üniversitesinde ders veren ilk bilim kadını oldu ve profesör ünvanına layık görüldü.

6- Büyük Katerina

II. Katerina 2 Mayıs 1729 tarihinde Prusya’nın (bugünkü Polonya) Stettin şehrinde doğdu. 1744 senesinde Holstein-Gottorp dükü Peter’le evlendi. I. Elizaveta’nın zorlamasıyla gerçekleşen bu evlilikde hiçbir zaman mutlu olmayan Katerina birlikteliği boyunca eşini birçok farklı erkekle aldatmıştır. Öte yandan Peter 5 Ocak 1762 tarihinde III. Petro adı ile Rus tahtına çıkmıştır. Ancak çarlığı fazla uzun sürmedi. 28 Haziran 1762’de tarihinde muhafız alayının ayaklanması üzerine yönetimden indirilmiştir ve Katerina Rusya’nın yeni çariçesi olmuştur. Rusya’yı 18’inci yüzyılının en büyük gücü haline getiren büyük çariçe zamanında yüzbinlerce kilometrekarelik alan fethedildi. Rus İmparatorluğunun sağlam temelleri onun zamanında ve onun katkılarıyla atıldı. II. Katerina 17 Kasım 1796 tarihinde banyo yaparken beyin kanaması geçirerek öldü.

7- Simone de Beauvoir

Varoluş Filozofu, yazar ve siyasal teorisyen. Kadın haklarının ünlü savunucusu. Eseri “İkinci Cins” adeta kadın hareketinin manifestosu olmuştur. Feminizmin kurucusu olarak anılır. Jean-Paul Sartre ile yaşadığı aşk destansıdır. Aşklarının en büyük kanıtı Fransa’daki ortak mezarlarıdır. Yazdığı romanları, şiirleri, makaleleri ve kitapları ile kadın savunusunun bayraktarlığını yapmıştır. Sol, kadın, hak ve aşk denilince akla gelen öncü isimlerdendir.

8- Kraliçe Victoria

Victoria; Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı Kraliçesi ve Hindistan İmparatoriçesi.19. Yüzyılda 63 yıl yedi aylık bir süreyle Birleşik Krallık tarihinde II. Elizabeth’den sonra en uzun süre saltanat sürmüş kadın hükümdardır. Tahta amcası IV. William’ın vefatı üzerine 20 Haziran 1837 tarihinde 18 yaşındayken çıktı. 1840 senesinde kuzeni Prens Albert’la evlendi ve 9 çocuk sahibi oldu. Siyasi yaşamda aktif rol aldı. 1861 senesinde Prens Albert öldükten sonra hayatının geri kalan kısmını siyahlar giyerek yas içinde geçirdi. “Tutuculuk” ve “ahlak gösterişi” Kraliçe Victoria dönemine damgasını vurmuştur. Kraliçe Victoria’nın saltanatı boyunca en önemli olay Birleşik Krallık’ın Fransa ve Osmanlı İmparatorluğuyla beraber Rusya’ya karşı savaştığı Kırım Savaşı’dır. Kraliçe Victoria’nın 9 çocuğundan 8’i diğer Avrupa hanedanlarından kişilerle evlendiler. Günümüzde bile pek çok Avrupa monarşileri Kraliçe Victoria’nın soyundan gelen kişilerle yönetilmektedir.

9- Rosa Parks

Rosa Parks ve Martin Luther King Afroamerikan Sivil Haklar Hareketi’nin en önemli öncülerinden birisidir. 1955 senesinde ırkçılıkla ilgili yasalar hala yürürlükteydi ve siyahlar otobüste arka tarafta oturma hakkına sahipti. Bir beyaz gelip siyahın yerini istediğinde, siyah yerini vermek mecburiyetinde ve arka bölüme geçerdi. Rosa Parks kendinden yer isteyen beyaz adama yerini vermez ve Parks tutuklanır. Daha sonra, siyahlar boykot başlatırlar ve tüm ülkeye yayılır. Bu olaylardan sonra, 1964 senesinde siyahlara beyazlarla eşit haklar veren sivil haklar kanunu çıktı. Böylece, Rosa Parks, siyah kadın hareketinin simgesi olmuştur.

10- Indira Gandhi

Mahatma Gandhi ile doğrudan bir kan bağı olmayan Indira, ülkesinin bölünmemesi için uğraş vermiş ve Hindistan’ın Annesi olarak anılmıştır. Bir erkek tarafından öldürülünce, uğraşları yarım kalmış ve Hindistan, Bangladeş ve Pakistan birbirlerinden ayrılmıştır.